Nan Goldin'in bir fotoğraf koleksiyonu olarak yayınladığı ve sadece 500 kopyası olan bu kitap, Dior Homme kampanyası için çekilen resimlerden oluşuyor. Kitapta 28 adet, poster boyutunda Robert portresi bulunuyor.
27 yaşındaki İngiliz aktör Robert Pattinson, Paris'in üç büyükler ligine transfer oldu: O artık bir Dior Homme erkeği. Reklam filminde birlikte rol aldığı model Camille Rowe'la sıcak teması, bu kez boyundan değil, dudaktan.
Artık Dior Homme'u temsil ediyorsunuz. Bu işbirliğinde sizi çeken ne oldu?
Dior benimle iletişime geçtiğinde başta şok oldum çünkü markanın yalnızca adı bile neredeyse mitolojik. Dior'un temsil ettiği değerleri seviyorum, doğrusu bana olan yaklaşımları da kendimi iyi hissettirdi. Teklifin zamanlaması da çok yerindeydi çünkü Alacakaranlık serisinin sonuna yaklaşıyordum. Bu projenin ilgimi en çok çeken yanı, yüksek getirili ticari bir ilişkinin ötesinde sanatsal açıdan da işbirliği yapmak istemeleri oldu. Başta projeyi tam anlamıyla bir oyunculuk olarak görmediğimden, benim için çok cazip bir yanı yoktu.
Sizce Dior Homme kullanan genç adam kim?
Muhteşem kokan bir adam!
Fena başlangıç olmadı, devam edelim...
Klasik bir parfümü yeniden canlandırma fikri çok ilgimi çekti. Çünkü markanın klasikleşmiş tavrında insanları çeken bir şeyler var. Bu yüzden Romain Gavras'la birlikte oldukça sofistike ama biraz da vahşi bir karakter hayal ettik. Canı ne isterse onu yapan, gözü pek, özgür ruhlu biri. Moda trendlerinin etkisinde kalmadan kendi yolunu çizen bu adamda kesinlikle bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji var.
Alacakaranlık serisi size ün kazandırdı, Cosmopolis hal arasındaki imajınızı değiştirdi. Dior ise kariyeriniz için başka bir dönemeç. Başarının tadı tam olarak nasıl?
En azından birkaç yıl için para konusunda sıkıntı yapmama ya da sadece para için çalışmama gerek yok. Çektiğim filmlerle büyük bir saygınlık kazandım. Bu yüzden, hiç kimsenin denemediği ilginç seçimler yapabilmek için tüm zaman ve enerjimi kullanmaya çalışıyorum. "Çalışıyorum" dedim ama bu çok tuaf bir durum: Henüz o kadar da başarılı olduğumu düşünmüyorum da. Dior'da ise şu anki ruh halime oldukça yakın bir şeyler var. Neredeyse saldırgan diye tanımlayabileceğim bir bağımsızlık. Şu an hayatımın her alanında yapmaya çalıştığım şey.