radyo röportajları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
radyo röportajları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2015 Pazar

Berlin Film Festivali'nden Radio Fritz Röportajı


Sakalsız kendini tuhaf ve kadınsı hissettiğini belirtiyor. Instagram'a ilgi duymadığını ve bunun için biraz yaşlıymış gibi hissettiğini söylüyor ve oyunculuktan bahsediyor.

Kaynak | via | RPLife

10 Ağustos 2014 Pazar

Empire Online Radyo Röportajı



Röportaj 15:00'da başlıyor

Robert The Rover (spoiler içeriyor), Avustralya, kendi IMDb sayfası, araba kullanmak, setten bir şeyler almak, Queen of the Desert, develer ve Maps to the Stars hakkında konuşuyor.

Kaynak | via | via

6 Haziran 2014 Cuma

Yeni RTL Radyo Röportajı + Çeviri

Röportaj dubajlı, Robert ile ilgili bölüm 3:50'de başlıyor. Röportajın diğer bölümüne buradan ulaşabilirsiniz. 


Bu ahmak karakteri canlandıran Robert Pattinson'dan başkası değil.

Robert: Etrafındaki herkes tarafından ahmak biri gibi muamele görmüş ve asla bir şeyin sorumluluğunu almamış. İnsanları öldürmeye başladığında da bu değişmiyor. Onun için bu durum gerçek dışı. Neler olduğunun farkında değil, bunu bir oyun gibi görüyor. Kimse ona karşı merhametli değil ve onu umursamıyor, bunun sonucunda o da hiçbir şeyi umursamaz hale geliyor. Birini öldürmenin sorumluluğu onun için önemsiz bir şey.

Blogumuz adına çeviriyi yapan: elwiens
Kaynak linki belirtilmediği sürece blogumuzdan çeviri alınması kesinlikle yasaktır.
@LeRpattzClub | Youtube | RPLife

22 Mayıs 2014 Perşembe

Fransa Inter Radyo Röportajı + Çeviri



1:00'de başlıyor.

Robert Pattinson, Cannes'da iki filmiyle birlikte boy gösteriyor. Bir tanesi Avustralyalı yönetmen David Michôd imzalı The Rover. Karanlık bir dünyada geçen filmde saf ve hırpalanmış bir genci canlandırıyor. 

Robert: Komik aslında; garip filmler yapıyorum, garip filmleri seviyorum ve [hayranım olan] küçük kızlar The Rover'ı izlediklerinde çığlık atacaklar. Bayağı eğlenceli aslında.

19 Mayıs 2014 Pazartesi

RTL Radyo Röportajı

Güncelleme (22 Mayıs): Çeviri eklendi. 
 


 7:40'da başlıyor (dublajlı).

Robert: "Filmde [Maps to the Stars] adeta 'Para dışında hiçbir şey umurumuzda bile değil,' tavrı var. Los Angeles'daki insanlar aynen böyleler ama aralarında böyle düşünmeyenler de var. Dürüst olmak gerekirse bu sektörde çalışmaya başladığımdan beri Hollywood'da hep güzel deneyimler yaşadım. Tabii ki kendini kaybeden insaların varlığına şahit oldum fakat bu sadece Hollywood'un suçu değil kendi yozlaşmışlıklarının bunda payı büyük. Ama cidden, kafayı sıyırmadıysanızda işler daha eğlenceli oluyor (gülüyor)."

Blogumuz adına çeviriyi yapan: elwiens
Kaynak linki belirtilmediği sürece blogumuzdan çeviri alınması kesinlikle yasaktır.

12 Kasım 2012 Pazartesi

RTL Radio (Fransa) Röportajı + Çeviri

3:03 ve 3:42 başlıyor.


Serinin sona erişiyle neler hiseddiyor.

Rob: Üzgün mü hissediyorum emin değilim, zaten ilk başta bir filmden fazlasını yapmaya niyetim yoktu. Fakat garip olan bu kadar uzun süre film çekip ardından yılarca onların tanıtımını yapacağımızı biliyorduk. Yakında serinin son galasını yapacağız ve ertesi gün herşey bitmiş olacak. Hayatımın bu kadar hızlı akması çok garip bir duygu.


Hayatının bu kadar mercak altında oluşuyla nasıl baş ediyor.

Rob: Alacakaranlık'ın hikayesiyle bizim hayatımızı bir birine kıyaslamak, uydurmak gazetelere/dergilere çok kolay geldi. Sanki 'Ah, bakın onlarda Edward ve Bella gibi aşıklar' gibi düşündüler. Çok basit bir yaklaşım, belki zamanla değişir ama bilemiyorum. Her şey ağır gelmeye başladığında kontrolü kaybediyorsunuz ve ardından her şeyi geriye döndürme çabasına giriyorsunuz. Tabii bu zaman alıyor, içgüdülerinizi dinlemeniz ve sınırlarınızı belirlemeniz gerek. Fakat pek çok insanın ve paranın dahil olduğu bir düzende bunu gerçekleştirmek çok zor.


Çeviri: elwiens

23 Ekim 2012 Salı

Robert 'Kyle & Jackie O' Radyo Programında


"LAX'den çıkabilmek korkunç bir şey. O havaalanından bombardımana uğramadan nasıl çıkabileceğimi bilmiyorum."

"Bütün tanıtımını yaptığım diğer filmlere bakarsak Alacakaranlık büyük bir kültür ve bu hiç değişmeyecek gibi görünüyor."

Alacakaranlık'tan oyuncu arkadaşlarıyla görüşmeye devam edeceğini söylüyor çünkü bu hayat değiştici bir deneyimmiş.

Eskiden Jackson Rathbone ve Kellan Lutz ile yakın olduğunu fakat son zamanladra Jackson'ın bebeği olduğunu ve Kellan'ın da sürekli Kore'de olduğunu söylüyor.

"İlk filmde Bella'nın, Edward'ın arkasından yürüyüp geçtiği sahneyi seviyorum. Tuhaf yüz ifadeleri yapıyordum ve oldukça ciddiydim."

Her defasında ağlatan bir film adı: Marley&Me. Bir kere daha izlemeye dayanamayacağını söylüyor. "İnsanları değil ama köpekleri seviyorum," diyor espri yaparak.

Starbucks siparişi hakkında: "Bu çok utandırıcı. Kalorisiz bir latte içiyorum. Yağsız bir kahve."

***
Robert, The Rover'ı Avustralya'nın ücra yerlerinde çekmek için can atıtığından ve espri yaparak bir çadırda yaşamak için sabırsızlandığından söz ediyor.

Rob, filmdeki bütün karakterlerin Avustralya aksanına sahip olduğundan sadece kendi karakteri Rey'in güney Amerika aksanı olduğundan bahsediyor.

"Ekonomik çöküntü sonrası herkesin Avustralya'ya dönüş yaptığı bir zamanda, yeni kasabaların oluştuğu bir dönem yaşanıyor ve ben kırsal kesimin suç çetesi üyelerinden birini canlandırıyorum."

ÇEVİRİ: elwiens

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Fun Radio (Fransa) Röportajı - Mayıs 2012

***Programı videodan dinlemek için mesajın sonuna bakın, lütfen :)

Bugünün konuğu Alacakaranlık'ın kahramanı. Hollywood'da herkesin istediği yakışıklı bir adam. Hadi kendimizi kandırmayalım her kızın yatağında görmek istediği kişi de aynı zamanda. Evet o kişi Robert Pattinson, Fun Radio tarafından desteklenen Cosmopolis'in oyuncusu. Cosmopolis David Cronenberg'in yeni filmi. Ve biz de bu filmin oyuncusu Robert Pattinson'la Cannes Film Festivali'nde buluşma fırsatı yakaladık. 

Aslında bu filmin bir David Cronenberg filmi olduğunu söylememiz iyi oldu çünkü film oldukça rahatsız edici. Filmde Robert Pattinson'ı neredeyse çıplak görüyoruz ki bu da gidip izlemek için iyi bir neden. Röportajımızı geçtiğimiz günlerde yapılan Festival'de gerçekleştirdik. Kendisine Fransız sinemasını sevip sevmediğini sorduk...

Rob: Kesinlikle evet. Fransızca konuşabilseydim eğer Fransa'da yaşardım.

Bu süper. Ama yine de ona Fransız filmi izleyip izlemediğini soruyoruz mesela bir örnek verip The Artist'i soruyoruz.

Rob: Henüz izlemedim ama geçen gün oyuncularından birinin yanında oturuyordum...

Jean Dujardin diyeceğini düşünüyoruz, değil mi?

Rob: Ah, hayır. Bu onunla beraber oynayan bayan oyuncuydu. Önceki gün On the Road prömiyerinde gördüm. Hemen yanımda oturuyordu bense "Biliyorum... seni tanıyorum." diye içimden geçiriyordum. Bütün film boyunca yanında oturduğum halde ismini bir türlü hatırlayamadım. Film bittiğinde çevremdekilere "Bu The Artist'deki kız değil mi?" diye sorduğumda bana "Evet, nasıl olurda onu tanımazsın?" olmuştu. Bu olaydan sonra çok fazla üzgün olduğumu söylemek istedim, çok utanmıştım.

Bérénice Béjo.

Rob: Evet, ta kendisi.


1 Temmuz 2012 Pazar

Cannes'dan W Radio Röportajı


W Radio (Kolombiya) 

Robert hayranları, karakteriyle nasıl bağ kurduğu, The Truman Show, Hollywood, seri katiller ve daha fazlası hakkında konuşuyor.

"Böyle filmler yapıp da Cannes'a gelmeye devam ettiğim sürece insanların hakkımda ne düşündüğünü umursamam. "

"İnsanlara nasıl düşünmeleri gerektiği konusunda uyaramazsınız. Sadece tek yapmanız gereken çabalamak, elinizden gelen en iyisini ortaya çıkarmak ve ilginç projelere imza atmaktır."
 




ÇEVİRİ: elwiens