makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2014 Salı

'The Rover' '2014'ün En Çok Beklenen Filmleri' Listelerinde Yer Aldı


The Playlist'in "2014 Yılında En Çok Beklenen 100 Film' listesinde The Rover 11. sırada yer alıyor!
11. "The Rover"

Hikaye: Savaşın mahvettiği bir gelecekte ekonomik çöküşten kaçan, çalınan arabasının ve içindeki gizemli paketin peşine düşen bir adam kendini Avustralya çöllerinde yorgun argın dolanırken bulur.

Film Hakkında Bilmemiz Gerekenler: David Michod'ın adının duyulmasını sağlayan 'Animal Kingdom'dan sonra çektiği ilk film. Gerçeğe yakın bir Western hikayesi olarak tanımlanan filmin en dikkat çeken yanı Alacakaranlık'ın yıldızı Robert Pattinson'ın rol alması. Michod aynı zamanda Animal Kingdom'da beraber çalıştığı Guy Pearce'le tekrar bir araya geldi ve ekibe bir de Scoot McNairy'i de ekledi.

Neden Bu Kadar Bekleniyor: Animal Kingdom son yılların en heyecan verici yapımlarından biriydi. Film bize, Michael Mann'in ilk işlerinde tarzı ve Werner Herzog'un insan davranışlarına attığı bilimsel bakışı bütünleştirip ürkütücü ve akıllardan çıkmayan bir hikaye sunmuştu. Michod, bu filmde tarzı biraz bilim kurguya dökse de, 'Wake In Fright' ve 'Mad Max' karışımı, çölde geçen bir suç hikayesi anlatacağı kesin. İlgimizi en çok çeken şey ekonomik çöküşün nasıl sunulacağı ve Michod'ın yaratmak istediği modern dünyaya nasıl adapte edileceği.

23 Kasım 2013 Cumartesi

Hitfix: "Beş Yıl Sonra Hala Büyük Yıldızlar Olabilecekler Mi?"


Hitfix'in 'Beş Yıl Sonra Hala Büyük Yıldızlar Olabilecekler Mi?' makalesinden:

Robert Pattinson

Şimdi Neler Yapıyor: Açıkça görünüyor ki şu sıralar çok sıkı çalışıyor ve iyi bir hayatı var. Bir süre önce David Cronenberg tarafından bir nevi evlat edinildi ve eğer birkaç yıl içerisinde tıpkı DiCaprio/Scorsese ikilisi gibi bir ilişkisi içerisine girerlerse dünyanın en iyi yönetmenlerinden [David Cronenberg] birinin desteği daima arkasında olacak. James Gray, David Michod ve bunlar de yetmezmiş gibi Werner Herzog da onunla çalışmak için sıraya giren isimler arasında. Kendisi yakında T.E. Lawrence (Arabistanlı Lawrence)'ı canlandıracak. Pekala Rob, sen kazandın.

5 Yıl Sonra Ne Yapıyor Olacak: Nihayetinde bahsi geçen filmlerde iyi işler çıkarıyor olacak ama çekeceği filmler listesi çok uzun. Ve kendisi şöhretin faniliğinin çok net bir şekilde farkında görünüyor. Alacakaranlık'taki rol arkadaşının aksine o, şöhret ışıklarını bir yük ya da kabus olarak değil gelip geçici bir etki olarak görüyor.  Her açıdan o gerçekten çalışkan biri ve elinden geldiğince büyük yönetmenler ve güçlü oyuncularla çalışmak istiyor. Kısaca bu işi uzun vadeli düşünüyor.

Çeviri: elwiens

15 Kasım 2013 Cuma

Robert 'The GO Campaign' Hayır Gecesine Katıldı


'The GO Campaign' Kamboçya'da küçük yaştaki kızların eğitimini hedefleyen bir hayır projesi.

Kampanya koordinatörü ve kampanya resmi Twitter hesabı yıllar önce Kamboçya'daki genç kızların eğitimine destek olmak için online açık arttırma da bir hayranın Alacakaranlık set ziyareti ve Robert'la tanışmak için 85.000 $ bağışlamasını vesile olan Robert'a teşekkürlerini iletti.

Society News LA'in makalesinden:

"Rob Pattinson'ın bizim için yaptıklarını ve yarattığı etkiyi asla unutamam," diyor Scott Fifer. "İki yıl önce Rob cömert bir şey yaparak Şafak Vakti - Bölüm 2'nin setine ziyaret ve onunla tanışma şansını online bir açık arttırmaya çıkardı. Biz de bunu Charity Buzz'da (charitybuzz.com) duyurduk ve Chicago'lu bir bayan 80.000 $'lık bağışı yaparak set ziyaretine hak kazandı."

Kampoçya'daki genç kızların eğitimdeki başarılarının anılışının ardından Fifer şunları ekledi: "Evet Rob, sana teşekkür etmezsem eminim Kamboçya'daki o 25 kız çocuğu bana darılacaktır. Bu insaniyetin için çok teşekkürler."

  ***


eonline'ın makalesinden:

(...)Gece devam ederken evsahiplerinden Scott Fifer yıllar önce online bir açık arttırmada ödül olarak katılan (şanslı bir hayırsever 85.000 $ karşılığında Alacakaranlık setine gitmiş ve kendisiyle tanışmıştı!) Pattinson'a teşekkür etti, seyirciler tarafından alkış yağmuruna tutulan Rob kızararak gülümsedi.

Ayrıca Rob açık arttırmada 5.600 $ vererek geri dönüşüm malzemelerinden üretilen bir çello satın aldı.

imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com

12 Temmuz 2013 Cuma

Dior Kampanyasından Yeni Bir Resim + Makale



@Dior: "Yeni bir hikaye başlamak üzere.  Robert Pattinson - Dior Homme Parfümü. #DiorRob"

HQ
imagebam.com

Femme Actualle.Fr'de yayınlanan Virginie de Tarlé'nin Dior reklamı ile ilgili yazdığı makale: 

Dün Dior Homme'un yeni yüzü Robert Pattinson'ın rol aldığı reklam filmini izleme zevkini yaşadık. 

Maalesef sizlere gösterebileceğimiz bir videomuz yok çünkü Dior, Rob'un görüntülerini kıkançça koruyor.

Sabır, bu yeni reklam filmini sinema ve televizyonlarda seyredebilmek için 1 Eylül'e kadar beklemeniz gerekecek. Reklamlar 20, 30, 60 saniye ve 1,5 dakikalık videolar halinde yayınlanacak. Fakat internette yayınlanacak reklam filmi 1 dakika 40 saniye uzunluğunda olacak (1:40 dakikalık göz ziyafeti) ve Alacakaranlık hayranlarını fazlasıyla sevindirecek. Hatta hayran olmayanları bile.

13 Haziran 2013 Perşembe

Dior Basın Konferansından Notlar, Makaleler + Dior '1000 Lives' Reklamı'ndan Resimler


Dior resmi twitter hesabından kampanya açıklaması: @Dior: Dior olarak aktör Robert Pattinson'ın Dior Homme'un yeni yüzü olduğunu açıklamaktan mutluluk duyarız. 

Dior Dergisinden 
imagebam.com imagebam.com imagebam.com 

Diğer bir resim
imagebam.com 
 
HQ

Basın konferasından tweetler;

@mariateam: Dior ve Robert Pattinson... ne karışım ama.
 @mariateam: Onun zamanı.
@mariateam: Biz Tumblr severler hazırız, Robert Pattinson'lı Dior reklamı gerçekten çok seksi.
@mariateam: Karşımda Robert Pattinson konuşuyor hoş, sevimli, tatlı ve Londra'nın kokusunu sevdiğini söylüyor.
@mariateam: ''Bir aktör olarak hep tek başınızasınızdır.'' Robert Pattinson
@mariateam: Üzgünüm, resmini çekmeme izin verilmiyor.

Basın konferansı sonrasında yapılan partiden gelen tweet;

@mariateam: Robert Pattinson'la akşam yemeğini yiyoruz. Gerçekten harika.
 
Reklam resimleri basın konferansından ve sonrasında yapılan partiden. 
imagebam.com imagebam.com

15 Eylül 2012 Cumartesi

'Cosmopolis' Beyazperde'nin 'Yazdan Geriye Kalanlar' Listesinde

Yazdan Geriye Kalanlar!

Cosmopolis

David Cronenberg günümüzde sinema sanatını cazip kılan yönetmenler arasında. Hatta epey üstlerde. Durulduğu, eski yaramazlıklarını yapmadığı bu yeni ‘hikaye anlatıcısı’ dönemini de seviyoruz. Ama Cosmopolis, benim bakış açıma göre eski filmlerini akla getiren pek kılçıklı bir çalışma. Dönemin ruhuna uygun bir kitaptan uyarlandı. Evet kabul etmek lazım, kitabı okuyanlar için, filmde de aynı cümleleri duymak ilk izleyişte bir acayip. Ama Cronenberg dille uğraşmayı, dile kısa devre yaptırmayı hep sevmiştir. Adam William S. Burroughs uyarladı sinemaya.

Cosmopolis’de benim için hayal kırıklığı yok. Bu film üzerine konuşmak zihin açıcı, bir anda hayli güncel konuları tartışırken bulabilirsiniz kendinizi. Güncel bir metin, eski Cronenberg! Bence uygun.

Serdar Kökçeoğlu | Beyazperde

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Arka Pencere: COSMOPOLIS

COSMOPOLIS

Cannes'da bu yıl yarışan iki limuzinli filmden ilki, uzun yıllar sonra Denis Lavant'la Leos Carax'ı buluşturan "Holy Motors" buralara henüz uğramadı, diğeri kendini Carax kadar özletmeyen David Cronenberg'ten. "Tehlikeli İlişki" (A Dangerous Method) Filmekimi'nden sonra bekletmeden gösterime girmişti, etkisi hâlâ biraz üzerimizde.

"Holy Motors" vs. "Cosmopolis" kapışması yapamıyoruz ama tesadüfen şiirselliğine dikkat çekenlerle hemfikir olmak için filmleri izlemek şart değil. (Cahiers du Cinema'ya göre ironik de bir tesadüf bu, "Cosmopolis"te Eric Packer'ın ısrarla yanıt aradığı soruya -bu limuzinler gece olunca nereye gidiyor?- "Holy Motors" yanıt veriyormuş.)

Biz buralarda limuzinlere pek alışkın değiliz. Fransa'da da durum Amerika'dan farklı, festival zamanında Cannes'da belki ama Paris'in trafiğinde her köşe başı bir limuzin çarpmıyor insana. Limuzin buralarda bir ayrıcalık göstergesidir, oysa Cronenberg'e kaynaklık eden romanın yazarı Don DeLillo 2000 yılında New York sokakları limuzinden geçilmezken böyle bir konunun peşine takılmış.

Şehrin trafiğinden dar sokakları aşmaya çalışan bir sürü limuzinden birinin içinde 'saç tıraşına ihtiyaç duyduğundan' yola düşen miras değil alın teri zengini Eric Packer var. Filmde de dillendirildiği üzere beyaz limuzinin içindeki mezuniyet balosuna giden bir ergen mi, yoksa milyon tane yeni milyonerden biri mi olduğu anlaşılsın istemiyor. Tam ne iş yaptığını babadan zengin, çiçeği burnunda karısı da anlamamış ama bilgiyi alıp korkunç bir şeylere dönüştüren kötü bir adam olduğunu biliyor. Kendisine sorarsanız Eric Packer 'teknoloji ve sermayenin etkileşimiyle' ilgileniyor. O 'ayrılmazlıktan' kotardığı yüzlerce milyon doları Çin Yuan'ına yatırdığı günün akşamından sabahına dünyaya da, Eric Packer'a da bir haller oluyor.


11 Ağustos 2012 Cumartesi

'Alacakaranlık Efsanesi: Şafak Vakti Bölüm 2' Romandan Farklı Olacak

Alacakaranlık (Twilight) serisinin finalinin ikinci bölümünün vizyona girmesine az bir süre kala, hikâyenin sonunun kitaptan farklı olacağı haberleri elimize ulaştı. Sona ait detaylar sır gibi saklansa da, serinin yıldızları basınla bu sonla ilgili olarak görüşlerini paylaştı.

Filminin değiştirilen sonunun roman serisinin yazarı Stephenie Meyer ve senarist Melissa Rosenberg'in fikri olduğu ve akıllarına gelen bu yeni son fikrinin de filme tam olarak uyduğu söyleniyor.

Robert Pattinson senaryoyu okuduğunda oldukça şaşırdığını, önce şaka sandığını fakat tekrar dikkatli baktığında gerçek olduğunun farkına vardığını söyledi. Kristen Stewart ise finalden çok hoşnut olduğunu, "Seriyi gerçekten önemseyen biri tarafından çekildi. Bu yüzden Bill Condon mükemmel bir yönetmen." dedi.

(...)

Öteki Sinema aracılığıyla Beyazperde
EW

'Cosmopolis' Eleştiri Yazıları


Beyazperde.com: "Limuzinimde hayatı sorguluyorum"

David Cronenberg'in Don DeLillo tarafından yazılan 2003 tarihli romandan sinemaya uyarladığı Cosmopolis, ustanın aslını inkar ettiği sularda dengesiz kulaç atışlarına devam ettiği yeni denemesi. Servetini borsa ve teknoloji endüstrisinden kazanmış 28 yaşındaki milyarder Eric Packer'ı merkezine alan film, baş karakterimizin şehrin diğer ucundaki berberine gitme hikayesini arka plana koyarak, ekonomik krizin yarattığı kaos ve ayaklanma ortamını ele alıyor.

Kendini dış dünyadan tamamen soyutlayan limuzini içerisinde çıktığı bu yolculukta, yol boyunca araca inip binenlerle yaptığı bitmek tükenmek bilmeyen ağdalı sohbetlerine bizi ortak eden Eric, bu konuda da 'nicelik açısından' oldukça şanslı. İşverenine karşı gerçekleştirilecek bir saldırı tehdidine karşı hazır kıta güvenlik sorumlusu Torval (Kevin Durand), şirket çalışanı Shiner (Jay Baruchel), resim galerisi sahibi ve yatak arkadaşı Didi Fancher (Juliette Binoche), ofis yöneticisi Jane Melman (Emily Hampshire), teori koçu Vija Kinsky (Samantha Morton), suratlara pasta yapıştırmaktan hoşlanan protestocu Andre Petrescu (Mathieu Amalric), kapitalist sisteme, dolayısıyla eski patronuna karşı öfke dolu eski çalışan Benno Levin (Paul Giamatti) bu hiç bir yere varmayan uzun yolculuğun misafirleri konumundalar. Eric'in limuzininden dışarı adım attığı ender anlarda yanına uğrayıp cinsel isteklerinden bahsettiği eşi Elise Shifrin'i (Sarah Gadon) ise bu tayfadan ayrı tutmamız gerekiyor zira kendisi bütün yemek öğünlerinde Eric'in yanında...

İstediği her şeyi yapma fırsatı elindeyken, risk içinde yaşanan bir hayatın ve normal bir insanın kaldıramayacağı sorumlulukların içerisinde kaybolmuş bu genç adam, aynı zamanda duygularından da arınmış bir kayıp ruh şeklinde tasvir edilmiş. İşi hakkında konuşurken bunun altını doldurabilecek belli bir bakış açısına sahip olduğu aşikar, bu bakış açısının kendine göre doğru, insanlık için yanlış olduğu fikri ise filmin tartışma yaratmak isteyen tarafı. Bu ikilemi yaratmak isterken Don DeLillo'nun orijinal diyaloglarını filmin içerisine hiç değiştirmeden eklemleyen Cronenberg'in, her biri 'şu anda büyük cümle geliyor' şeklinde tezahür eden fikir alışverişlerini peliküle aktarması ise tam anlamıyla bunaltıcı. Kimsenin birbirinin sorusuna cevap vermediği bir iletişim ortamında herkesin kendi beylik lafını yapıştımak için hazırda beklemesi DeLillo'nun kitabını zeki ve yaratıcı kılmış olabilir. Ancak uyarlamada iğreti, enerjisiz ve zorlama göründüğü su götürmez bir gerçek.

6 Temmuz 2012 Cuma

Hürriyet: Pattinson'ın Yükselen Oyunculuğu

Küstah, kaba, kendini beğenmiş bir adam. Beyefendi kral. Şehrin kralı sadece 28 yaşında. Multimilyarder Eric Packer, finans dünyasının harika çocuğu.
Derken bir sabah Eric uyanıyor ve saçını kestirmek için kralı olduğu New York şehrinin bir ucundan diğer ucuna gitmek için arabasına biniyor. Araba upuzun, beyaz bir limuzin. Teknoloji harikası televizyon ekranları, bilgisayar  monitörleri ve Carrara mermeri, kurşun geçirmez limuzinin sağladığı lükslerden sadece birkaçı...
Mayıs ayında Fransa’dayız. Cannes Film Festivali’nde yarışan ‘Cosmopolis’ filminin reklam panolarındaki posterlerinde büyük harflerle yazılan şu üç kelime dikkat çekiyor; ‘PATTINSON-CRONENBERG-DeLILLO COSMOPOLIS’.

Don De Lillo Amerika’nın saygın edebiyatçılarından biri. David Cronenberg Kanadalı önemli bir yönetmen. Robert Pattinson ise çocukların ve gençlerin ‘Twilight’ filmleriyle tanıyıp, sevdikleri günümüz ilahlarından... Bu üç isim sayesinde ‘Cosmopolis’ filmi 2012’nin en merakla beklenen filmlerinden biri oldu. Don De Lillo’nun 2003 yılı romanında Eric, yüzde 6 vücut yağıyla övünen ama asimetrik prostatını kafasına takan, 48 odalı evinde iki asansörü olan (asansörlerden biri Erik Satie’nin müziğine ve ritmine göre çalışıyor, diğeri ise sufi rap müziğininkine göre...) bir adam.  Varlıklı olmanın dışında kafası da çalışan Eric, öğleden sonraları birkaç saat içinde en zor konuları bile A’dan Z’ye öğrenebilme kabiliyetine sahip (s. 7)...

***Spoiler niteliğinde bilgiler içerir!


20 Haziran 2012 Çarşamba

Şalom Gazetesi'nin 'Cosmopolis' Eleştirisi


65. Cannes Film Festivalinden eli boş dönenler: CANNES’IN KAYBEDENLERİ

65. Festival’den ödül alamadan düş kırıklığıyla ayrılan yönetmenlerin başında David Cronenberg ile Jacques Audiard geliyor. Amerikalı yazar Don De Lillo’nun romanından alınan “Cosmopolis” zengin bir gencin varoluş açmazlarını anlatıyor.

KÜRESEL EKONOMİK KRİZE BAKIŞ

Her filmiyle bir olay yaratan Kanadalı yönetmen David Cronenberg, kimi edebiyat eleştirmenlerine göre 21. Yüzyılın ilk başyapıtı diye niteledikleri Amerikalı yazar Don De Lillo’nun “Cosmopolis”i ile zengin bir gencin varoluş açmazlarını anlatıyor.

Kapitalizmin dibe vurduğu günümüzde, 28 yaşındaki milyarder bankacı Eric Parker’in (Robert Pattinson), Manhattan’da limuzinin içinde, saçını kestireceği berbere giderken yaşadıklarını izliyoruz. ABD Başkanının ziyareti yüzünden trafik durma noktasındadır, üstelik ekonomik krizi protesto eden nümayişçiler olay çıkarmaya kararlıdırlar.

Paranın sağladığı her lüksü kullanan Eric, Japon yeninin değer kaybetmesiyle, bir günde imparatorluğunun çöküşüne tanık oluyor ve her attığı adım onu korkunç bir sırra yaklaştırıyor.

James Joyce’un “Ulysses”ini New York’a adapte edilmiş modern bir versiyon olarak kaleme alan Don De Lillo’nun “Cosmopolis”ini Cronenberg altı günde senaryolaştırmış.

Basın konferansında ünlü yönetmen: “Özgün bir senaryo yazmak yıllarımı alabilirdi. Tembelliğimden De Lillo’nun görkemli diyaloglarına sığınmayı yeğledim” dedi.

Cronenberg, mükemmel sinema tekniğini sergileyerek, elindeki edebi metni, oyuncularını mükemmel yönlendirerek, ilginç temalar eşliğinde, görselleştiriyor. Bu metropol kabusunda, Cronenberg bizlere günümüzün en büyük sosyal yarası olan küresel ekonomik krize bakış açısını sergiliyor.

Cronenberg sinemasının karakteristikleri olan tatminsizlik, seks, şiddet, toplumsal korkular, paranoya gibi temalar “Cosmopolis”te de karşımıza çıkıyor.

Hayatının en önemli 24 saatini geçiren Eric rolünde kendini aşan Robert Pattinson’un yanında Paul Giamatti, Juliette Binoche, Mathieu Amalric, Samantha Morton gibi ustaları ikinci rollerde izliyoruz. Kaplumbağa hızıyla ilerleyen limuzine, Eric’i güzel karısı (Sarah Gordon), metresi (Binoche), her gün check-up’ını yapan doktoru, muhasebecisi ve iş arkadaşları ziyarete geliyor.

David Cronenberg, 1996’da “Crash” ile Jüri Özel Ödülü, 2006’da “Altın Araba / Carosse d’Or” ödülü aldığı Cannes’da, 1999’da jüri başkanlığı yapmıştı.

20 Haziran 2012 | Viktor Apalaçi | Şalom Gazetesi

27 Mayıs 2012 Pazar

Altyazı Dergisi: "Cronenberg'in Cosmopolis'i"

CRONENBERG, IM, NICHOLS ve KISALAR

Cannes’da 65. perde de kapanmak üzere. Çok bereketli bir yılı geride bırakırken heyecanımızın en azından Altın Palmiyelerin dağıtılacağı Pazar akşamına kadar süreceğini hatırlatmak da yarar var. Yaratıcılıkla popüler yaygınlığı, fildişi kulelere kapanmadan seçkin ve öncü olabilmeyi, bayağılaşmadan kitleselleşebilecek eserleri bulup ödüllendirmek zor bir görev. Neyse ki jüri üyeleri hayatlarını bu işlevden kazanmıyorlar ve her yıl değişiyorlar. Yoksa ne olurdu festivallerin, daha da özelde Cannes’ın hali? Latinleri, Güney Amerikalıları takip eden son iki buçuk günün gündemi hoş bir rastlantıyla Kuzey Amerikalıları ön plana çıkarttı. Günlüğümüzün dünkü notlarında Afro-Amerikalı Lee Daniels ile başlamıştık. Cuma günü Kanadalı David Cronenberg, iki Amerikalı Adam Leon, Philip Kaufman ve son yarışma filmi olarak da Cumartesi sabahı Jeff Nichols vardı. Şenliğe son filmi Hemingway & Gellhorn ile yarışma dışı katılan Philip Kaufman için düzenlenen gösteri ve özel geceye katılacak ne vaktimiz, ne halimiz olmadığından filmi izleyemedik. Belirli Bir Bakış bölümünde programlanmış olan Adam Leon’ın Gimme the Loot’su ise yazı yazdığımız saatlere denk geliyordu. Ancak meslektaşlardan duyabildiğimiz kadarıyla, bir ilk film olarak Altın Kamera için yarışan Leon’un hiçbir şansı yoktu. Pek bir şey kaçırmamıştık.

CRONENBERG’İN COSMOPOLIS’İ

Klasik demeye dilim henüz varmasa da, kimilerine göre klasikleşmiş bir roman bir filmle birleşirse ortaya ille de harika bir çocuk çıkar denebilir mi? Doğaldır ki, denemez; denmemesi de gerekir. Hatta böyle bir varsayımın ne denli sakıncalı olduğu bugüne kadar yapılmış yüzlerce çalışmada kanıtlanmıştır. Ne var ki, böyle eserleri denemenin dayanılmaz cazibesini de herhalde en iyi Kanadalı ünlü yönetmen David Cronenberg gibiler bilir. Kimi Fransız edebiyat eleştirmenlerine göre 20. Yüzyılın son, 21. yüzyılın ilk başeseri nitelenen Amerikalı yazar Don DeLillo’nun Cosmopolis’i ünlü sinemacının gönlünde epeydir yatıyormuş. Festivalin son en çok merak edilen filmi sonunda Cuma sabahı gösterildi. Basından çok az alkış aldı. Sıcağı sıcağına ve karşılaştırmasız, kanımızca biraz hazmedilmesi gereken bir ürün ve pek palmiyelere aday olabilecek çapta gözükmüyor. Her durumda mükemmel bir teknik, özgün bir dekor sayesinde filme başarılı bir Cronenberg havası egemen. Oyuncular gayet iyi. Metin ve diyalog yoğunluğu sinemaya, sinema dili ve anlatımına pek yaşama şansı tanımıyor. Hâlbuki Alain Resnais çok daha teatral olan filmini öyle bir dinamizm ve hareketlilikle işliyorduk ki, aynı daralmayı hissetmemiştik... (Bu yazıyı yollamadan önce, son anda okuduğumuz uzman eleştirmenlerden birkaçı Cosmopolis’i beğenmişler ve de Altın Palmiyeler de şans bile vermişler.)

Filmin kahramanı Eric Packer (Robert Pattinson) bunalımı had safhada bir kapitalizm ve ABD Başkanını ağırlayan New York’ta limuziniyle babasının dostu, aile berberine gitmek gibi bir çılgınlığa girişmiştir. Seyyar evi ve bürosu lüks arabasında seks ve felsefe, biraz da iş yaparak gün geçirmektedir. Bu arada arabasıyla büyük şehrin sokaklarında göstericilerin, anarşistlerin saldırısına uğrayan, 28 yaşında üst seviyede bir Golden Boy olan Eric yaşam koşullarından yılmış, bıkmıştır. Arabasına binip inen sayısız kişiden bir tanesi, sanırım felsefi ‘coach’unun dediği gibi “Eskiden para zamanı getirirdi, şimdi zaman parayı getiriyor” açmazına kısılmış durumdadır. Paraya boğulmuş ve sadece düşmanı olan postmodern Eric için tek çıkış yolu kalmıştır. Bu uğurda kendi güvenlik güçlerini dahi temizlemek zorundadır.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Bakınız: "Cronenberg Yeni Mortensen’ini Buldu: Robert Pattinson"

David Cronenberg’in Robert Pattinson ile Cosmopolis’te çalışacağı açıklandığında çoğu kişi şaşırmıştı. Kimileri Pattinson ile Cronenberg’in ilk kez biraraya gelmelerine sevinirken, kimileri Cronenberg’in yanlış bir tercih yaptığını düşünüyordu. Röportajlarda Cronenberg’in Pattinson’ı neden seçtiği de sıkça soruluyordu. “Çünkü o çok yetenekli birisi” diye cevap veriyordu Cronenberg. Usta yönetmen belli ki Pattinson’dan epey etkilenmiş. Zira Pattinson’ın yaptığı kısa açıklamaya dayanarak söyleyebiliriz ki Cronenberg yeni filminde de başrolü Pattinson’a paslamış durumda. Ama Cronenberg’in yeni projesinin ne olduğu açıklanmış değil.


Yönetmen bir kaç proje üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Bunlardan ilki “As She Climbed Across the Table” adlı bilim-kurgu filmi. Bir diğeri Eastern Promises’ın devamı olan Eastern Promises 2. Geçtiğimiz günlerde Pattinson’ın Eastern Promises 2′da başrolü üstleneceğiyle ilgili dedikodular yapılmış ama Cronenberg’ten bir cevap gelmemişti. Pattinson ile Cronenberg’i ikinci kez buluşturacak filmin çekimlerine bu sene Fransa’da başlanacak.


BAKINIZ

Beyazperde: Cannes Günlükleri - 10. Gün


Bu yıl 65. yaşını Marilyn Monroe ile kutlayan ve Mayıs sonundaki yağmurlu havasıyla herkesi şaşırtan Cannes Film Festivali'nde son iki güne gelindi. Yarın akşam yapılacak ödül töreni öncesi yarışma seçkisinde yer alan filmlerin ekiplerinde heyecan artarken, son filmler de seyirciyle buluşmaya devam ediyor. 

Nev-i şahsına münhasır yönetmen David Cronenberg'in heyecanla beklenen filmi Cosmopolis'in gösterimi ve basın toplantısı dün gerçekleştirildi. Basın toplantısına tam kadro katılan filmi ekibi soruları cevaplarken, yönetmen Cosmopolis'in kolay çekilebilecek bir film olmadığını belirtti ve filmin 'son 20 dakikasının bir oyun, film içerisinde kısa bir film olduğunu' ifade ederek merakı da artırdı. Başrol oyuncusu Robert Pattinson'ın rolü hakkında da konuşan yönetmen "Robert Wall Street'in kanını emen bir vampirken, filmde kapitalizmin hayaleti gibi" benzetmelerini kullandı. Oyuncu Pattinson ise "David Cronenberg her şeyi en ince detayına kadar kontrol eden bir yönetmen, onunla çalışırken çok dikkatli olmalısınız!" ifadelerini kullandı.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

'Cosmopolis' İçin İlk Eleştiri Yazısı

Premiere Dergisi Cannes Özel sayısında yer alan film eleştrisinde Cosmopolis'e 4 üzerinden 3 yıldız verilmiş



New York tam bir savaş meydanı. Amerikan Başkanı şehirde ve göstericiler Manhattan'ı kaosa sürükleme tehdidinde bulunuyor. Bu yaşananların hiç biri 28 yaşındaki milyoner Eric Packer'ın umurunda değildir. Ne olursa olsun onun tek derdi şehrin yakasındaki berberine gitmektir. 

Yalan söylemeyeceğiz, David Cronenberg'in son filmlerini sevsek de Videodrome ve Crash'taki tarzını özlüyorduk. Şampanyalarınızı patlatabilirsiniz çünkü o Cosmopolis'le geri döndü. Her ne kadar bu defa başka birinin hikayesini uyarlamış olsa da Kanadalı yönetmen DeLillo'nun romanını kendine has tarzına uyduruyor. Finans sektöründeki genç bir kurdun yüksek teknolojiye sahip bir limuzinin içinde iş arkadaşlarına, doktorlara ve metreslerine hava atışının absürd ve sürükleyici hikayesi. Hedefine ulaştığında ise geride beynini kemiren bir soru işaretinden başka hiç bir şeyi kalmıyor (Japon para biriminin tehdidi altında olan mal varlığı, karısının zenginliği ve uzaklığı katlanılamaz hale gelir.) Her şeye sahip bir adam hala bir şeyleri arzulayabilir mi?

Cronenberg bütün takıntılarını bu filme aktarmış; Entellektüel ('farklı' bir gerçeklik arayışı) veya cinsel/fiziksel (yine herkesin hakkında çok konuşacağı bir sahne olan Packer'ın prostatının orantısız olduğunu öğrenmesi) kavramlar. Limuzinin arkasındaki tahtına kurulmuş olan Robert Pattinson derinliği ortaya çıkartıp, karakteri uçuruma yaklaştıkça film daha da büyüleyici oluyor. Karakterin dönüşü olmayan bir yola geldiğinde yüzüne yansıyan korku sadece kahramanın değil aynı zamanda oyuncunun da limitlerini zorlayışının ve daha önce görmediğimiz cesaretin izlerini taşıyor. Cehenneme yapılan heyecanlı ve yitik bir yolculukla Cosmopolis Robert Pattinson'ın limitlerini zorlamaya devam edeceğini kanıtlıyor.

Fransızca'dan çeviren: RPLife
Türkçe çeviri: elwiens

24 Nisan 2012 Salı

MTV: 'Cosmopolis' Fragmanından Beş Kilit Sahne

Robert Pattinson'ın şimdiye kadar kariyerinde yapmış olduğu en iyi şey Cosmopolis'te Eric Packer'ı oynamayı kabul etmesiydi.

Bu herkesin gözünü kamaştıran parıldayan vampir rolünden uzaklaşmak adına başka bir adım. Rol oldukça cesur, seksi ve Pattinson'ın oyunculuk yeteneklerini göstermesi için bir fırsat. Artık hep aynı tür roller yok. Alacakaranlık yıldızı Forks'dan olabildiğince uzaklaşıyor.

David Cronenberg filmde Packer'ı fütüristik ama günümüzden çok da farklı olmayan bir New York City'de resmediyor. Özel şoförüyle Manhattan'da bir berbere saç kesmeye giderken limuzinin içinden dış dünyanın mahvını izliyor. İmparatorluğu her geçen dakika yok olurken isyan sokakları ele geçiriyor ve topladığı ipuçları çok yakında başına gelmesi muhtemel suikastını ortaya çıkarmasını sağlıyor.

Fragman çok fazla kuvvetli sahnelerle dolu, biz da bu fragmanın beş kilit sahnesini ele aldık.

Ofis
Pattinson'ın bayan rol arkadaşı "Ofisin nerede?" dediğinde biz upuzun bir limuzin görüyoruz. Araç Packer'ın hem eğlence hem de iş mekanı olduğundan filmin büyük bölümü orada geçiyor. Ve ardından "Tam olarak ne iş yapıyorsun sen?" diye sorduğunda ise kaldırımda durmuş Packer'ın James Bondvari bir görüntüsünü görüyoruz. Bu açılış sahneleri Packer'ın karakterini ve bir milyoner olarak etrafındaki dünyanın yavaş yavaş elinden kayıp gittiğini anladığında yaşadığı çöküşünü ele alıyor.

Fareler
Packer'ın limuzinine farklı farklı karakterler girip çıktıkça filmin hikayesi de ortaya seriliyor. Yoldan geçerken sokaktaki biri elinde tuttuğu ölü fareyi limuzinin camına tutuyor ve o esnada Packer'ın yanındaki kadınlardan biri "Bu geleceğe karşı bir protesto gösterisi," diyor. Protestonun amacı tam olarak anlatılmasa da fragman devam ettikçe her yerde fareler görüyoruz. Daha fazla protestocu ellerinde farelerle sokaklarda gösteri yaparken bir tanesi ölü fareleri restoranın içine atıyor, bir diğeri ise üzerinde kocaman bir fare kostümüyle dolaşıyor. Tüm bunların ne anlama geldiğinden emin değiliz ama söz konusu Cronenberg olunca bunun Amerika'nın geleceğini ifade eden bir sembolizm olabileceğini söyleyebiliriz.

"Her Tarafından Seks Kokusu Alıyorum."
Eğer Alacakaranlık hayranları bu rolün onların sevgili parıldayan vampirlerinden çok çok uzak olduğunu henüz fark etmediyseler, sanırız artık bunun farkına varmışlardır. Her zaman garip bir ifadeye sahip olan aktörün "Her tarafından seks kokusu alıyorum," dendiğinde yüzüne kendini beğenmiş bir bakış yerleşiyor. Packer bu lafa sadece omuz silkiyor, çünkü ne olduğunu biliyor. Fragman boyunca cinsellik içeren farklı sahneler görüyoruz bunlardan birinde yarı çıplak bir kız Packer'ın göğsüne silah doğrultuyor.

Kap Bir Silah
Pattinson aksiyona uzak bir oyuncu değil. Kötü vampirleri parçalara ayırdı, "Remember Me"de dayak yedi ve "Water for Elephants"da kafeslerinden kaçmış vahşi hayvanların izdihamında kurtuldu. Fakat "Cosmopolis"te aktör sonunda ciddi aksiyon yetenekleri gösteriyor. Bir sahnede Packer kapıyı tekmeleyerek içeri giriyor ve adamın birine silah doğrultuyor.  Bir berber randevusuyla başlayan gününün kontrolünü ele geçiriyor ve hayatının en çılgın yolculuklarından birini yaşamasıyla sonuçlanıyor.

Belki de Bir Silah Kapmak O Kadar da İyi Bir Fikir Değildir
Fragmanın sonunda sırayla yer alan hızlı kareler ve tüm o ışık oyunları insana bir sara krizi yaşatabilir cinsten. Fakat bir sahne hemen dikkatimizi çekiyor, Pattinson kendi eline bir kurşun sıkıyor. Eyvah! İzlerken bile avuçlarımız acıyor. Fragmana bakılacak olursa henüz görmediğimiz çok daha kötü olaylar bizi bekliyor.

Çeviri: elwiens